"Aşkınla Yanıyorum" filmi, genç ve idealist psikoloji öğrencisi Mukti'nin (Kriti Sanon) iddialı bir tezi üzerine odaklanıyor: Şiddet eğilimi olan insanların doğru bir yaklaşımla değiştirilip değiştirilemeyeceği. Mukti, bu tezini kanıtlamak için sokakların hırçın çocuğu Shankar'ı kendine denek olarak seçer ve onu başlangıçta sadece bilimsel bir proje olarak görür. Ancak hesapta olmayan bir şekilde, Mukti'nin Shankar'a gösterdiği ilgi, genç adamın hayatında gördüğü ilk şefkat olur ve Shankar, Mukti'ye delicesine aşık olur. Bu imkânsız gibi görünen ilişkinin önündeki en büyük engel ise Mukti'nin otoriter ve etkili bir devlet memuru olan babasıdır. Babası, kızının "tehlikeli" bir suçluyla yakınlaşmasını büyük bir tehdit olarak algılar ve bu deneyi ile Shankar'ın hayatını bitirmek için tüm gücünü kullanmaya karar verir.