Sakin İngiliz kasabası Blackdown, uzun süredir barındırdığı sırların ağırlığı altında vahşi bir cinayetle sarsıldığında, geçmişinden kaçan haber spikeri Anna Andrews (Tessa Thompson) için bu, sadece bir kariyer fırsatı olmaktan öte, kendi kabuslarının yeniden canlanması anlamına gelir. Büyük şehirdeki hırslı yaşamında kariyerindeki düşüşü toparlamak için gönülsüzce doğup büyüdüğü bu kasabaya dönen Anna, kurbanın kimliğiyle yüzleştiğinde, yıllardır gömdüğünü sandığı karanlık bir sırrın yeniden gün yüzüne çıktığını anlar. Cinayet soruşturmasının başında ise Anna’nın hayatından silmeye çalıştığı eski eşi, Başmüfettiş Jack Harper vardır. Jack, bu karmaşık davayı çözmek için uğraşırken, kendini sadece cinayetin labirentinde değil, aynı zamanda eski karısıyla geçmişe ait çözülmemiş meselelerin ve yeniden alevlenen güvensizliklerin ortasında bulur. İkisi de, sadece katili değil, kendi geçmişlerinin derinliklerinde sakladıkları tehlikeli gerçekleri de ararken, Jack beklenmedik bir şekilde ana şüpheliler listesine girer. Sırlar, yalanlar ve acı dolu geçmişin gölgeleri, hem Anna’nın profesyonel geleceğini hem de Jack’in kariyerini tehdit ederken, bu ikili, birbirlerine güvenmekten başka çarelerinin olmadığını fark eder. Ancak Blackdown’ın sessiz sokakları, sadece bir katilin değil, onların da ortak geçmişinden gelen çok daha büyük bir tehlikenin habercisidir.