Kayra’nın tacını Rehzen’e devretmesinin üzerinden on beş koca yıl geçti. Ancak bu on beş yıl, barışın değil, sinsi bir yozlaşmanın habercisiymiş. Denizlerin dipsiz karanlığından yükselen gizemli bir kavim, insanlığa ve Ezakilere imkansız görünen bir teknoloji sundu. Bir lütuftan çok, altın bir kafesi andıran bu hediye, kitleleri esir aldı. Şimdi ise vadesi doldu: Onlar, insanlığın tek umudu olan Cilleleri, yani yaşamın kaynağını talep ediyorlar.
2069 yılındayız. Nükleer kışın ardından enerjisi tükenmiş, nefesi kesilmiş bir dünya... Cillelerin kaybı, insanlığın son ışığının sönmesi demek. Artık bir kral değil, bir direnişçi olan Kayra ve kadim dostları için vakit doldu. Bu kez mücadele arenalarda değil, medeniyetin yıkıntıları arasında, varlık ile yokluk sınırında yaşanacak.