1980’lerin Teksas banliyösünde, Candy Montgomery rüyayı yaşayan kadındı: Şefkatli bir eş, iki çocuk, düzenli bir kilise hayatı ve kusursuz bir ev. Ancak bu steril tablonun altında, bitmek bilmeyen bir huzursuzluk ve derin bir tatminsizlik yatıyordu. Candy, kendi mükemmel hapishanesinden kaçış yolunu, komşusu Betty Gore’un eşi Allan ile girdiği yasak ilişkide aradı.
Fakat bu gizli kaçamak, beklenmedik bir yüzleşmeyle trajik bir sona sürüklendi. 41 balta darbesi, sadece bir kadının canını almakla kalmadı; aynı zamanda Candy’nin özenle inşa ettiği "mükemmel ev hanımı" imajını da parçaladı. Toplumu derinden sarsan o soru ise hala yankılanıyor: Her şeye sahip olan bir kadın, neden en yakınındaki birini böylesine vahşi bir yöntemle hayattan kopardı?